Showing posts with label sağlık. Show all posts
Showing posts with label sağlık. Show all posts

Tuesday, 2 August 2016

Kalbimiz


Tanım :
Kalbin atım sayısının, insan yaşam süresi üzerine etkisini tartışan bir hipotezdir.

Özet :
Yukdarıdaki tabloda HBR (Heart Beat Rate) yani Pulse, kalp atım oranı min., dakika cinsinden verilerek hesap edilmiştir. Ortalama yaşam süresi olarak, dünya sağlık organizasyonu(1) rakamları referans alınmıştır (Av.Lifetime/year). Bu veriler ışında sağlıklı normal bir insanın 71.4 yıllık ömrü boyunca kalbi 3,5 milyar kez atmaktadır. Kalp atım sayısının, yaşam süresi üzerine olan etkisi oranlarıyla birlikte yukarıdaki tabloda sunulmuştur. Hesaplamada etkiye maruz kalınan t (etki süresi) fonksiyona ayrıca eklenmelidir.

Beklentiler :
Varsayımsal olarak kalp atımına etki eden tüm kalıtsal ve fiziksel rahatsızlıklar elimine edilerek; yalnızca kalp atım sayısının değişiminin yaşamsal süre üzerine etkisinin izlemesidir.

Açıklama :
Kalp veya yürek (Arapça: قلب kalb; Latince: cor ; Yunanca: Καρδιά = kardia), kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan oluşmuş, içi boş, kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompa.
Temel görevi kanı vücuda pompalamak olan kalp, metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin de vücuttan uzaklaştırılması, vücut ısısının düzenlenmesi, asit-baz dengesinin korunması, hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gibi görevleri yapar.
Kalp, bu sistem içerisinde motor görevi yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 çarpma arasında değişen bir hızla dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 bin, yılda 40 milyon, tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere, hiç durmadan yaklaşık 8 bin ton kanı vücuda pompalar. Yetişkin bir kadında ortalama ağırlığı 200-280 gram, yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram ağırlığındadır. Her kişinin kalbi kendi yumruğu büyüklüğündedir. (Ref: https://tr.wikipedia.org/wiki/Kalp)

Günlük ortalama 60-80 atım ile 9000 litre kanın dolaşım sistemi üzerine pompalanabilmesi için dolaşım sisteminin sağlıklı olması beklenir. Damarlardaki daralma (ateroskleroz) söz konusu olduğunda %3 daralmanın kalp üzerinde %1 yük artışına neden olacağı ve aynı miktarda kanı pompalayabilmek için %1 daha fazla atıma ulaşmak zorunda kalacağı öngörülebilir.(2) Konuya mekanik bakış dışında; hormonal dengeler açısında da bakılarak daha detaylı bir inceleme yapılabilir.

Varsayımsal sağlıklı insanın, kalp atım sayısını arttırabilecek etmenlerin uzun süreli olması durumunda; etkileri, yaşamsal süre üzerinde görülecektir. Kalp atım sayısına etki eden psikolojik etmenler aşağıda sıralanmıştır. Fiziksel etmenler ise, yüksek tempolu sportif aktivite olarak sayılabilir. Örneğin ritmik yokuş tırmanan bir bisikletçinin kalp atım sayısı 160 - 180 aralığında gerçekleşir.

Psikolojik etmenler :
Stres, korkular, endişe, heyecan, acelecilik, aşk, sabırsızlık, aşırı sinirlilik, tüm depresyon çeşitleri, huzursuzluk hali, baskı altında olma ve olumsuz çevresel faktörlerin reflektif etkileri (savaş, saldırı, terör, doğal afetler vb.)

Beslenme ve yaşamsal alışkanlıkların sonucu koroner tıkanma %50'ye ulaştığında; literatür olarak %30'u geçtiğinde yukarıdaki tablo işlevsiz kalır. Konu, koroner kalp rahatsızlığı olarak ele alınmalıdır. Pıhtı kopması sonucu anlık ölümle sonuçlanabilecek soruna dönüşmüştür. Bu ve benzeri rahatsızlıklar hesaplama haricidir.

Sonuç:
Hesaplamada referans olarak bir insanın ömrü boyunca kalp kasının atım miktarı alındığında; atım sayısı arttıkça zaman fonksiyonu azalır. Atım sayısı azaldıkça zaman fonksiyon değeri artar. Alt bir değer olan 40 atım/dak. sınır kabul etmekle birlikte, insan ömrü ve kalp atım sayısı ters orantılıdır. Kalbin atım miktarının artmasına neden olan etmenler; atım sayısını arttırır ve zaman fonksiyon değerini azaltır. Bu etmenler yukarıda genel hatlarıyla sayılmıştır. Etmenlerin etkisinin ortadan kalkması, atım sayısını düşüreceğinden, zaman fonksiyon değeri artar; başka bir deyişle insan ömrü rölatif olarak uzar.

Paradoksal tartışma :
Yoğun sportif aktiviteler kalp atım sayısını arttırarak zaman fonksiyonunu azaltmakla birlikte; dinlenme zamanında atletlerin kalp atım sayısının 40-50 atım/dak civarında olması paradoksal bir sonuç oluşturur. 

Referanslar :

1 -  Global Health Observatory (GHO) data
http://www.who.int/gho/mortality_burden_disease/life_tables/situation_trends/en/

Average Life Span Expectancy Chart - How Long Will I Live

http://www.disabled-world.com/calculators-charts/life-expectancy-statistics.php

Life expectancy

https://en.wikipedia.org/wiki/Life_expectancy

Heart Rate: What is a Normal Heart Rate?  http://www.medicalnewstoday.com/articles/235710.php

What is a Normal Heart Rate?


All About Heart Rate (Pulse)

http://www.heart.org/HEARTORG/Conditions/More/MyHeartandStrokeNews/All-About-Heart-Rate-Pulse_UCM_438850_Article.jsp

2 - Increased heart rate and atherosclerosis: Potential implications of ivabradine therapy

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3082732/

Wednesday, 27 July 2016

Bisiklet üzerine (Dağ, Tur, Şehir, Cyclo Cross, Yarış vs)



Bisiklet üzerine otorite sayılacak biri olmadığım halde, yıllardır, bisiklet sürüş tekniğinden, rotaya; bisiklet malzemelerinden hangi tür bisikleti ya da hangi marka bisikleti almalıyım tarzı soruları, tanıdığım ya da hiç tanımadığım insanlardan almaktayım. Bazı soruları yanıtlıyor; bazılarını ise güvendiğim bisikletçilere yönlendiriyorum. İnternet üzerinde eğer İngilizce biliyorsanız yeterince kaynak ve bilgi mevcut aslında. Ancak yine dönüp dolaşıp okumayı pek sevmeyen bir halkın, kolay yanıta ulaşma yönelimine takılıyoruz.

Aslında, yıllar içinde bisiklete bakışımda değişimler oldu. Bu denli popüler olmadığı; bu denli çeşit bisiklet modelinin olmadığı zamanlarda bisiklete daha tutkuyla bağlıydım. Fakat bugün bu denli tutkulu olmadığım gibi çokta olumlu olmayan yanlarına fazlasıyla şahit olmamdan ötürü biraz uzaklaştığımı itiraf etmeliyim. Belki de doğru cümle; daha bilgili ve daha gerçekçi yaklaşmaya başladım olmalı.

Eğer trafikten arındırılmış bisiklete ait yollarda doğru teknikle sürüş yapıyorsanız devam edin derim. Aksi halde hayatınızı ve sağlığınızı tehlikeye atmayın. Spor yapıp daha sağlıklı olacağım derken sağlığınız ya da yaşamınızı tümden yitirmeyin. Hangi bisiklet konusuna gelince; aslında hangi bisikleti tercih ettiğinizin hiçbir önemi yok. Yüksek teknoloji ürünler, sıradan spor amaçlı sürücüler için geliştirilmemiştir. Daha hafif ve daha pahalı olmalarının nedeni profesyonellerin kullanım amaçları hesap edilerek dizayn edilmelerine bağlıdır. Bütçeniz hangisine el veriyorsa, o bisikleti tercih edebilirsiniz (Dağ, Tur, Şehir, Cyclo Cross, Yarış vs). Cyclo Cross tanımına pek takılmayın. Alt tarafı yarış bisikleti kadrosuna kalın teker takılmış bisiklettir. (Epey yıllar önce yarış bisikletimin ince tekerleri mazgallara girdiği ve tehlikeye neden olduğu için, o dönem bulabildiğim en kalın 28 inç balon tekeri takarak çözmüştüm. Bugün adına Cyclo Cross diyorlar. Yukarıdaki resimde olduğu gibi disk frenli modellerini yaptılar. Bence çok anlamlı değil!) Tek sorun, ince tekerli bisikletlerin ne yazık ki yollarımıza çok uygun olmaması dışında başka bir problem görmüyorum. 

Bunun dışında önermeyeceğim diğer konu ise bisiklet gruplarıdır. Kafanız ve huzurunuz hep yerinde kalsın istiyorsanız bisiklet gruplarından uzak durmanızı öneririm. Bunun birçok nedeni olmasına karşın burada detaylı tartışmasına girmeyip; kişisel öneri olarak bırakmayı tercih ediyorum. Tek başınıza ya da belki eşiniz, çocuğunuz ile sürüş yapmanız çok daha keyifli ve hatta uzun vadeli olabilir. 

Basit bir prensibi ilke olarak edinebilirsiniz. Düz ve eğimli zeminde sürekli pedal çevirin. Vitesinizi ara ara düzenleyip sabit bir hızda kalmaya ve sürekli pedal çevirmeye kendinizi alıştırın. Kadans olarak adlandırdığımız bir teknik vardır. Anlamı şudur: çevirebildiğiniz en rahat dişlide mümkün olan en çok pedal çevirme miktarını ifade eder. Amaç hızlanmak değil; sabit hızda daha çok pedal çevirmektir. Öte yandan kask ve eldiveninizi unutmayın derim.

İnişlerde mutlaka iki freni hafif sıkarak hızınızı kontrol edin ve vitesinizi en küçük dişliye inişin başında alın (arka dişli). İniş sırasında pedal çevirmeniz gereken bir durum olduğunda ayaklarınız boşlukla karşılaşmasın ki bu dengeniz açısından tehlikelidir.

Ve lütfen araçlarla yarışmayın, profesyonel sürücüleri taklit edecek hızlara çıkmayın.

Kendinizi her zorladığınızda kalbinizi de zorladığınızı unutmayın. Haftada bir veya iki çok uzun km'li sürüşler kalp sağlığınız, kas ve kemik sağlığınız için ciddi derecede tehlikelidir.

Ortalama 125bin bisiklet sever okuyucu ve özelden sorular soran, yazmamı arzu eden, bazı detay teknik konuları tartışmak isteyen yüzlerce kişi olması nedeniyle bu makaleyi kaleme alma ihtiyacı hissettim.

İyi sürüşler

Thursday, 23 June 2016

Mutlusun



Sağlığın yerinde mi? 
Başını sokacağın çatın da var mı?
Akşamları bir kap aşın;
Balkonunda çiçekler içinde bir fincan köpüklü kahven,
Sevenlerin, özleyenlerin, 
Bir de fikrine değer verip dinleyenlerin
Seni örnek alıp aydınlattıkların,
Aklında dünyanın bilgisi,
Yolunu da aydınlatıyorsa;
Senden mutlusu yok bu dünyada.

Thursday, 2 June 2016

Bir Bireyin Sağlıklı Olduğunu Nasıl Anlarsınız?


Sağlık konusundaki anlayışımızı değiştirmemiz gerektiğini, NIMH (Amerikan Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü) Direktörü Thomas R.Insel'in 2013 tarihli konferansından ve daha sonra yayımlanmış akademik makalelerden anlamaktayız. Bugüne dek insan sağlığının bedensel ve ruhsal sağlık olarak tanımlanmış olmasına ve asıl risk taşıyan faktörün bedensel sağlık olduğuna inanmış olmamıza karşın; yapılan araştırmaların ortaya koyduğu gerçek bu anlayışında dışında yeni bir bakış açısı kazanmamıza olanak sağlıyor. Bu durum daha çok, fizikteki klasik mekaniği uzun yıllar fiziğin kendisi sanmamıza rağmen; kuantum mekaniğin geliştirilmesi ile asıl gerçek olanın parçacık ve enerji alanları düzeyinde olduğunu anlamamız durumuyla benzerlik gösteriyor. Fizikteki sonunun kaynağı, dışımızda gözlemlediğimiz dünyanın büyük, elle tutulur ve görülebilir nesnelerden oluşmuş olmasının yarattığı yanılgının sonucuydu. Büyük nesnelerin iç dünyasını anlamaya başladıkça, işleyişin nesneler düzeyinde olmadığını; aksine gözle göremediğimiz, algılayamadığımız partikül-enerji dünyasında yaşandığını ve bunun sonuçlarını nesneler üzerinde gözlemlediğimizi anlamamıza dayanmaktadır. Thomas Insel, bu noktaya atıfta bulunarak; sağlımızın aslında bir bütün olduğunu ve altında yatan nedenlerin sinir sistemimiz ve beynimizde gerçekleştiği bakışına ulaşılmasında ilk adımı atanlardan biri olmuştur.

"Thomas Insel: Toward a new understanding of mental illness"https://www.ted.com/talks/thomas_insel_toward_a_new_understanding_of_mental_illness

Ölüme neden olan hastalıklar için aids, kanser ve kalp krizi, inme gibi sorunların başı çektiğine inanmış olmamıza karşın; İstatistiki yöntemlerle ölümlerin nedenlerine ilişkin yüzdesel dağılımına baktığımızda; intihar, saldırı, trafik kazaları, (savaş) gibi faktörlerin asıl nedenleri oluşturduğunu görmekteyiz. Bu föktörlerin kökenini araştırdığımızda ise, beyin bozukluklarının (eski ifadesiyle ruh sağlığı veya kişilik sorunlarının) asıl nedeni oluşturduğunu bulmaktayız.

The Chemistry of Life: The Human Body - By Michael Schirberhttp://www.livescience.com/3505-chemistry-life-human-body.html

Öte yandan bedenimiz 60 kimyasal elementin dengeli bulunması ve çalışmasına bağlıyken; beyinimiz için durum oldukça kompleks. 100'ün üzerinde nörotransmit ve 50'nin üzerinde peptid tespit edilebilmiştir.

Brain Basicshttp://www.nimh.nih.gov/health/educational-resources/brain-basics/brain-basics.shtml

Neurotransmitterhttps://en.wikipedia.org/wiki/Neurotransmitter

Neuroscience, 2nd editionhttp://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK10799/

Bütün bu bilgilerin ışında bir bireyin sağlıklı olabilmesi, moleküler biyolojik seviyedeki kimyasalların beden ve beyin üzerinde dengeli bulunması ve dengeli çalışmasına bağlıdır. Bu durumu sağlamak tam olarak henüz elimizde değildir. Doğuştan gelen genetik dna sorunları; diğer bir deyişle kalıtımsal sorunlar bireyin sağlıklı gelişmesine olanak veremediği durumlarda ya da yaralanma sonucu ortaya çıkan anomaliler nedeniyle oluşan sorunlara tam olarak çözüm üretilememektedir. Bu yüzyıl içinde yapılan analiz ve test çalışmalarının, gelecek yüzyıl içindeki geliştirmelere kaynak oluşturacağını da unutmamak gerekir.

Öte yandan sağlıklı bir bireyin; sağlığının sürdürülebilirliğini sağlamak yine bireyin kendi elindedir. Bunun için beslenme, çevresel faktörler, dinlenme, sportif aktivite ve bilinç seviyesini yükseltmek için sürekli eğitim gerektiğini akıldan çıkarmamak gerekir.

Eğer psikoloji, nöropskikoloji ya da tıbba farklı bir açıdan bakma konusunda açıksanız; aşağıdaki David Anderson'nun konuşmasını ayrıca dinlemenizi öneririm. Eğer bu konuşmadaki ana fikri, tüm tıb alanına aktaracak olursanız; yukarıda açıklamaya çalıştıklarımın daha netlik kazandığını fark edeceğinizi umuyorum.

David Anderson: Beyniniz bir kap kimyasal çorbadan daha fazlasıdır
https://www.ted.com/talks/david_anderson_your_brain_is_more_than_a_bag_of_chemicals?language=tr

Sağlıkla kalın.