Showing posts with label sevmek. Show all posts
Showing posts with label sevmek. Show all posts
Sunday, 5 June 2016
Şans kapıyı bir kez çalar
Şans kapıyı bir kez çalar derler. Aslında bu oldukça doğru bir ifadedir. Çünkü insanın yaşamı boyunca şans diye tarif ettiğimiz mükemmel bir şey yaşamınız boyunca bir kez başınıza gelir. Bunun dışında yaşam, inişleri ve çıkışları ile bir mücadeleler bütünüdür.
Şans tüm yaşamınız boyunca umut edip, beklediğiniz zamanda karşınıza çıkmaz. Bu daha çok Murphy kanunu gibidir. Aksine, tam beklemekten, umut etmekten vazgeçtiniz anda karşınıza çıkagelir. Eğer duanız, umut ettiğiniz, beklediğiniz ya da aramış olduğunuz şey/kişi karşınıza çıktığında; işleri ağırdan alırsanız ya da bazı şeyleri yoluna koymak gibi bir çabaya girişirseniz; ne yazık ki şans ikinci kez kapınızı çalmaz. Hiç beklemediğiniz anda geldiği gibi hiç ummadığınız şekilde uçup gider. Çoğu insanın ölürken ya da yaşlandığında pişmanlık duyarak anlattıkları öyküler bunun üzerinedir. Ellerinde imkan olmuştur. Ama onlar o imkanı kullanmak ve değerini bilmek yerine ya farklı yönlere gitmeyi seçmişlerdir ya da hayatlarındaki bazı düzenlemeleri yapmak gibi bir saçmalığa girişmişler ve ellerindeki şansı yitirmişlerdir. Geri kalan yaşamları boyunca tekrar bu şansın karşılarına çıkmasını ya da tekrarlanmasını umut etmiş olmalarına karşın ne yazık ki bu bir daha hiç olmamıştır. Gerisi alaca karanlık kuşağının griliğidir!
Siz siz olun eğer umut ettiğiniz, beklediğiniz ya da dua ettiğiniz şey gün olur da hiç beklemediğiniz; sizce şartların hiç uygun olmadığı bir anda kapınızı çalarsa mutlaka ona dört elle sarılın ve bir daha asla bırakmayın. Yoksa bir daha şans kapınızı çalmayacaktır. Ha, eğer o şansın kıymetini bilip elinizde tutmayı başaramadıysanız ya da aptallık edip düzenlemelere kalkıştıysanız ki mutlaka elinize yüzünüze bulaştırmışsınızdır ve kapınız ikinci kez çalınıyorsa; kesin Azraildir; ölü taklidi yapın.
Sevgiyle ve şansla kalın.
Monday, 18 January 2016
Yaşama dair bir çift lakırdı.
Doğmak ister misin? Hangi ülkede, hangi zaman diliminde ya da hangi ailede soruları hiçbirimize sorulmamıştır. Dilimizi seçme şansı da tanınmamıştır. Eğer abartacak olursam; hangi gezegende doğmak istersin sorusu da sorulmamıştır. Doğum, bedenimiz, tenimiz, dilimiz, dna kodumuz, öğrenme ve zeka kapasitemiz, sakin veya hareketli mizaçta olmamız, hastalıklara karşı direnç gücümüz gibi onlarca detay bizim kararımız ya da seçimlerimiz dışında belirlenmiş ve bilinç seviyesine ulaştığımız andan itibaren kendimizi tanımaya başlamışızdır. Eğitim süremiz boyunca neyi öğrenmemiz gerektiğini seçemeden öğreniriz. Bütün bunlar bize hazır olarak sunulmuştur.
Bilinç, var olanı görüp tanımaya ve anlamaya çabalar. Sonra çevresine döner ve kendisiyle karşılaştırır. Karşılaştırma sonuçlarına göre ya neden sorularını sorar ya da kendini beğenir. Soruların yanıtları ne olursa olsun; kabullenmek zorunda olduğunu fark eder. Çünkü sunulanı değiştirip; yeniden doğmanın bir yolu yoktur.
1. Yaşamın anlamı öğrenmektir. Öğrenmek ise, deneyimleri anımsamak ve hayatınıza katabilmektir. Değiştirebildiklerimizi değiştirmek; değiştiremediklerimizi kabullenmektir.
2. Yaşamda ve bizlerin içinde iyi-kötü bir arada bulunur. İyi olabilmek; bencilliği yenebilmektir. Bencil olmayan insan, yaşamda var olan tüm hayata saygı duymaya ve elinden geldiğince güzelleştirmeye çabalar. Bencilliğini ne kadar yenebilirse; o ölçüde hayata değer katar.
3. Kendimiz ve kontrolümüz dışında gelişen olaylar vardır. Genelde acı vericidir. Savaş, doğal afet, ölüm, cinayetler vb. Yaşamın kendi sadeliği ve güzelliğine darbe vururlar. Bu durumlarda, kişi elden gelen yardımı yapmıyorsa, henüz insan olma bilincine ulaşmamıştır. Hiçbir şey yapmak mümkün değilse bile kötü (bencil) tarafa katılmamayı seçebilmelidir.
4. İyi ve doğru yaşamak tanımı insanın kendisine bağlıdır. Her insan için bu tanım aynı olmayabilir. Fakat insan olmak tanımı birdir. Nasıl yaşarsanız yaşayın; soluk aldığınız sürece kendinize ve tüm canlılara saygı duymayı öğrenin.
5. Sevmediğiniz insanlar, durumlar, ortamlar olabilir. Onlardan vazgeçin ve uzak durun. Bu sağlımız için gereklidir.
6. Problemle karşılaştığınızda soru sorun. Basite indirgeyin. Yanıtlarınız yalın ve anlaşılır; yapılabilir olsun.
7. Azlık, Çokluk kişiye göre tanım alır. Siz tanımlarsınız. Az tüketmek, gerekliliği en aza indirmek; yaşama katacağınız değerdir. Az şeye ihtiyaç duyan kişi, en hafif, en pratik, en huzurlu, en rahat ve kolay seyahat eden kişidir. Mutluluğun sırrı, en az tüketmek ve en azla yaşamaktır.
8. Ölmeden önce üretin. Öğrendiklerinizi üretime dönüştürün. Meyve versin dallarınız, aklınız, ruhunuz. Geriye değerler, ürünler, düşünceler, güzellikler bırakın.
9. Yaşamı sevmeyi ihmal etmeyin ki her şeye rağmen yaşam sevinciniz eksilmesin.
2. Yaşamda ve bizlerin içinde iyi-kötü bir arada bulunur. İyi olabilmek; bencilliği yenebilmektir. Bencil olmayan insan, yaşamda var olan tüm hayata saygı duymaya ve elinden geldiğince güzelleştirmeye çabalar. Bencilliğini ne kadar yenebilirse; o ölçüde hayata değer katar.
3. Kendimiz ve kontrolümüz dışında gelişen olaylar vardır. Genelde acı vericidir. Savaş, doğal afet, ölüm, cinayetler vb. Yaşamın kendi sadeliği ve güzelliğine darbe vururlar. Bu durumlarda, kişi elden gelen yardımı yapmıyorsa, henüz insan olma bilincine ulaşmamıştır. Hiçbir şey yapmak mümkün değilse bile kötü (bencil) tarafa katılmamayı seçebilmelidir.
4. İyi ve doğru yaşamak tanımı insanın kendisine bağlıdır. Her insan için bu tanım aynı olmayabilir. Fakat insan olmak tanımı birdir. Nasıl yaşarsanız yaşayın; soluk aldığınız sürece kendinize ve tüm canlılara saygı duymayı öğrenin.
5. Sevmediğiniz insanlar, durumlar, ortamlar olabilir. Onlardan vazgeçin ve uzak durun. Bu sağlımız için gereklidir.
6. Problemle karşılaştığınızda soru sorun. Basite indirgeyin. Yanıtlarınız yalın ve anlaşılır; yapılabilir olsun.
7. Azlık, Çokluk kişiye göre tanım alır. Siz tanımlarsınız. Az tüketmek, gerekliliği en aza indirmek; yaşama katacağınız değerdir. Az şeye ihtiyaç duyan kişi, en hafif, en pratik, en huzurlu, en rahat ve kolay seyahat eden kişidir. Mutluluğun sırrı, en az tüketmek ve en azla yaşamaktır.
8. Ölmeden önce üretin. Öğrendiklerinizi üretime dönüştürün. Meyve versin dallarınız, aklınız, ruhunuz. Geriye değerler, ürünler, düşünceler, güzellikler bırakın.
9. Yaşamı sevmeyi ihmal etmeyin ki her şeye rağmen yaşam sevinciniz eksilmesin.
Subscribe to:
Posts (Atom)

